Verim verimlilik bahçe ziraat tarım teknik makine traktör biçerdöver bahçe makinaları verim ticari verim yazılım verim bilgisayar verim program verimli arif verimli doktor sağlık tıp psikolog psiyatr temizlik danışmanlık insan kaynakları insan kaynakları ik IK İK tv traktör biçerdöver tarım mobilya inşaat construction ziraat bahçe sulama meyvecilik klima buzdolabı makina motor verimlilik Virtual energy resource and intelligence management intelligence management Coaching and Consulting stress further education advanced training biofeedback seminars GmbH ltd. Further education for employees teams and management modern technologies biofeedback psychological know-how
Verimlilik Nedir
Verimlilik üretim sistemlerinin performans değerlendirmesinde sıkça kullanılan bir ölçüdür. Diğer bir deyişle üretime soktuğumuz kaynaklar bize ne kadarlık ürün sağlıyorlar. Elde edilen ürün bizim için yeterlimi, daha az maliyetle daha fazlasını üretebilir miyiz. İşte bütün bunları gösteren bir kriterdir verimlilik.
Başka bir tanıma göre ise verimlilik çağdaş dünyanın ekonomik sorunlarını çözümleyecek anahtar kavramlardan biri olarak da belirtilebilir. Gerçekten de verimlilik, günümüzde kalkınmanın, kalkınmış ülke ya da toplum olmanın en şaşmaz ölçütlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda verimlilik, kalkınmanın itici gücüdür. Ulusal ekonominin bir sektöründeki verimlilik artışları, başka kesimleri de harekete geçirici bir rol oynayabilmektedir.
Mesela sermaye yoğun mal sektöründeki bir gelişme tarım sektörünü de geliştirecektir. Şöyle ki tarımda emeğin yerini makineler almaya başlamakta ve üretim artık daha çabuk ve daha verimli olmaktadır.
En genel anlatımıyla, üretim sürecine sokulan çeşitli faktörlerle(girdiler) bu sürecin sonunda elde edilen ürünler (çıktılar) arasındaki ilişkiyi ifade eden verimlilik, savurganlıktan uzak, kaynakları en iyi biçimde değerlendirerek üretmek demektir.
Bundan dolayı teknik anlamda verimlilik, “üretilen mal ve hizmet miktarı ile bu mal ve hizmet miktarının üretilmesinde kullanılan girdiler arasındaki oran” olarak tanımlanır ve genellikle bu ölçü, çıktı/girdi olarak formüle edilir. Bu çok basit ve klasik bir yöntem olup buna katma değeri de eklemek daha sağlıklı sonuç almamızı sağlayacaktır.
Verimlilik Çeşitleri
Kısmi Verimlilik
Üretim faaliyeti sonunda elde edilen çıktının bu üretimde kullanılan girdilerden herhangi birine oranlanmasıyla kısmi verimlilik hesaplanmaktadır. Verimlilik analizine konu olan girdilerin emek, arazi, sermaye verimliliği ve arazi verimliliği olarak adlandırılmaktadır. Toplam çıktı miktarı net veya brüt olarak anılır ve herhangi bir üretim faktörü ile ilişkilendirildikten sonra elde edilen kısmi verimlilik oranı net veya brüt olarak bir anlam ifade eder.
Kısmi verimlilik, zaman içerisinde çıktı ünitesi başına belirli girdilerde meydana gelen tasarrufları ölçer. Buna göre zamanla çıktı miktarı başına belirli girdiler kullanılmak suretiyle elde edilen tasarruflar ölçülebilmektedir. Ancak kısmi verimlilik hesaplarında faktör paylarından sağlanan ölçülmekle beraber, belirli bir üretim faaliyeti sonucu ortaya çıkan verimliliğin ölçüsü değildir. Çünkü kısmi verimlilik katsayıları faktör ikamelerinden ve genel verimlilik oranının kısmi verimlilik ölçüsü olarak kabul edilebilmesi için söz konusu girdinin toplam girdi miktarındaki payın büyük olmaması gerekmektedir. Örneğin, bir üretim faaliyetinde emek verimliliğinin ölçülebilmesi, emek girdisinin diğer girdilere göre nispi oranının daha büyük olması, diğer girdilerin ise sabit kalmasıyla mümkün ve anlamlı olur.
Verimliliğin hesaplanmasında üretim faktörleri için gerekli olan bilginin yetersizliği verimlilik ölçümlerini zorlaştırmaktadır. Bundan dolayı, üretim faktörlerinin tümü için bir verimlilik oranının hesaplanabilmesi zor olmaktadır.
Toplam Faktör Verimliliği
Bir üretim faaliyeti sonucu elde edilen çıktının bu üretim faaliyetlerinde kullanılan girdilere bölünmesiyle hesaplanan verimlilik türüdür. Toplam Faktör verimliliği üretimde kullanılan tüm kaynakların etkinlik derecelerini ölçmektedir.
Üretimde kullanılan kaynakların birinin önemli olması yanında, diğerlerinin de aynı derecede önem taşımaları ve bu kaynaklarda değişmelerin meydana gelmesi verimliliği tek bir faktöre göre değil de tüm faktörlere göre ölçmek mümkün olmakla beraber, genel verimlilik düzeyi hakkında da bir fikir verebilmektedir.
Özellikle, gelişmekte olan ülkelerde üretim faaliyetlerinde kullanılan girdilerin yetersizliği ve faktör bileşimindeki dengesizlik, söz konusu faktörlerin verimliliğe esas alınacak bilgilerin de eksik olmasına neden olmaktadır. Bu bakımdan gelişmekte olan ülkelerde toplam faktör verimliliği yerine genellikle kısmi verimlilik hesaplamaları tercih edilmektedir.
Verimlilik Artışı
İşçilere daha çok ücret, işverenlere daha çok kar, devlete daha çok vergi sağlamanın havuzunu oluşturan verimlilik, iç ve dış pazarlarda rekabet eden bir işletmenin kalite, sonrası hizmetler ve imaj gibi kozları arasında seçkin bir yer tutar. Bir işletme, ürettiği mallara yönelik talebi sürekli kılabilmek ve böylece pazarlarda tutunabilmek için ürün fiyatını düşük tutmak, ürün kalitesini yükseltmek, satış sonrasında sunduğu hizmetleri geliştirmek ve imaj yaratmak için olduğu kadar, verimlilik düzeyini yükseltmek için de savaş vermek durumundadır.
Bu yüzden firmalar verimliliği artırma yönünde çalışmalara yönelmektedirler. Yapılan yönetim kurulu toplantılarında verimlilikle ilgili önemli kararlar almaktadırlar. Onlarda bilmektedirler ki, daha fazla satış yapıp, daha çok kâr etmenin en önemli yollarından biride verimlilikten geçmektedir.
Verimliliği yükseltmek demek, eldeki emek, sermaye ve toprak gibi üretim faktörlerinden eskisine göre daha çok ürün elde etmek demektir. Verimlilik artışları bireylerin yaşam koşullarını derinden etkilemektedir. Genel olarak toplumu oluşturan bireylerden hiç birinin gelirini azaltmadan en azından bir kişinin gelirini yükseltebilmek yalnızca verimlilik artışlarına bağlıdır. Öte yandan verimlilik artışları geniş kuşaklara daha uzun süreli eğitim sunabilme olanağını sağlayan temel kaynaktır da. Yetişkinler, kendilerini yaşatacak düzeyin çok üstünde bir üretim düzeyini başardıklarında genç kuşakları yaşatmanın ötesine geçerek onlara daha uzun süreli bir eğitim fırsatı da sunmuş olurlar. Çalışma dönemlerini noktalayıp emeklilik dönemine adım atmış insanların gönenç düzeylerindeki yükselişler de ancak verimlilik artışlarıyla kalıcı bir biçimde temellen dirilebilir. Ve bütün bunlar ölçüsünde önemli olan bir konu da şudur: Dinlenebilmek ve kendilerini geliştirebilmek işin boş zamana en çok gereksinim duyan yetişkinlere, istediklerini verecek temel kaynağı da verimlilik artışlarından başka yerlerde aramamak gerekir.
O zaman gelişimin tamamlamış çağdaş medeniyetler seviyesine çıkabilmek içinde verimliliğin artırılması önem taşımaktadır. Şöyle ki bir ülke düşünün verimliliği düşük olsun. Mesela diyelim ki sanayi yoğun mal üretiminde yeterli verimliliğe ulaşamamış olsun. Yani on tane kaynağı üretime sokmasına rağmen dokuz tane ürün elde etmiş olsun. Bu durumda giderek daha çok üretim faktörü kullanarak her seferinde daha az ürün elde edecektir. Buda ülke kaynaklarının israfına neden olacaktır. Çünkü gelişimini tamamlamış, verimlilik artışıyla ilgili kriterlere daha çok önem veren toplumlar daha az kaynakla daha fazla ürün elde edebilmektedirler. Yeterli verimliliği sağlayamayan ülkenin ekonomisi devamlı bir düşüş gösterecek sonuçta krizlerle boğuşmak zorunda kalacaktır. Sonrada bazı ülkeler gibi (mesela Türkiye) uluslararası kredi sağlayan kuruluşlara bağımlı kalacaktır.
Verimliliğin Ölçülmesi
Tek bir girdi kullanan ve bununla da yalnızca tek bir mal üretilen bir işletmede girdiyi, çıktıyı, dolayısıyla da girdi başına çıktı olarak tanımlanan verimliliği ölçmekte bir zorluk yoktur. Yapılacak iş, topu topu çıktıyı girdiye bölmektir. Çünkü verimlilik, fiziksel büyüklükleriyle ölçülen girdilerin gene fiziksel büyüklükleriyle ölçülen çıktıları ne ölçüde oluşturabildiğini yansıtan bir göstergedir. Girdileri ve çıktıları fiziksel olarak ölçmenin sorun olmadığı bir yerde, verimliliği ölçmek de sorun olmaz. Girdi ve çıktı türlerinin çoğaldığı durumlarda ise büyük bir sorunla yüz yüze gelinmektedir:
Türdeş nitelikte olan girdiler ve çıktılar toplanabilirken biri başka, öbürü başka niteliklerde olan girdiler nasıl toplanabilir?
Burada baş gösteren zorluklardan birincisi girdilerin, ikincisi de çıktıları ölçümü konusundadır. Acaba on usta ile on mühendis ya da on kilogram şeker ile on kilogram küspe nasıl toplanabilir?
Girdiler ve çıktılar, ancak içerdikleri ortak varlık bakımından toplanabilir. Elma ile armut toplanamazsa da içerdikleri ortak varlık olan ağırlık bakımından toplanabilir. Bu bağlamda, girdiler içerdikleri ortak varlık olan maliyet bakımından, çıktılar ise yine içerdikleri ortak varlık olan değer bakımından toplanabilir. İşte verimlilik ölçümlerinde yapılan işlem de budur.
Solow Büyüme Modeli ve Solow Artığı
Toplam Faktör Verimliliği (TFP) verimlilik artışı ile ilgili araştırmalarda sıkça karşılaşılan bir kavramdır. Verimlilik ölçümü yapan birçok kişi ve kuruluşlar tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bu tarz yaklaşıma göre teknolojinin gelişmesinden kaynaklanan ekonomik büyüme çok azdır veya yoktur. Yani bir ülkenin büyümesi ve gelişmesi demek teknolojinin de ilerlediği anlamına gelmemektedir. Teknoloji sadece hayatı biraz daha kolaylaştıran bir alettir. Dolayısıyla ekonomiye etkisi ne kadar olabilir ki gibi bir soru çıkıyor karşımıza.
Bu yaklaşıma göre üretimde sadece iki üretim faktörü kullanılmaktadır. Bunlar sermaye (K) ve emek (L) dir. İşte bu iki faktör en uygun şekilde tam rekabet piyasasında kullanılırsa o zaman piyasada işsizlik ve eksik istihdam olmayacaktır. Eğer ekonomide bir dengesizlik söz konusu ise daha çok emek (L) ve sermaye (K) istihdam edilerek tekrar denge durumuna gelmek mümkün olacaktır.
Neoklasiklerin görüşünden yola çıkan Solow bir çalışmasında ABD deki büyümenin nedenlerini incelerken K ve L’nin artış miktarını hesaplamış ve üretimdeki artışın bunlardan daha çok olduğunu saptamıştır. Bunun sonucunda Solow uzun dönem büyümenin kaynağının teknolojik ilerleme olduğu kanısına varmıştı. O’na göre büyümenin önemli bir kısmı teknolojik ilerlemeden, geri kalan kısmı ise sermaye yoğunluğundaki artıştan kaynaklanıyordu.
Solow artığına karşı eleştirilerde olmaktaydı. Bunlardan en önemlisi ise bu tarz büyümenin sadece teknolojik ilerlemeden kaynaklanıyor olmasıydı. Bunun yanında emek ve sermaye miktarındaki artışından kaynaklanan büyümede olsaydı daha uygun olacaktı.
Verimlilik Analizleri
İşletmeler değişen çevre şartlarına hızla uyum sağlamak zorundalar. Bu da esnek organizasyon yapısını ve esnek planlamayı gerekli kılıyor. Organizasyonda tüm birimlerin hedefi verimliliğin arttırılması.
Verimlilik, en basitiyle, birim girdi başına üretilen çıktı olarak tanımlanmaktadır.
Ölçülmesi ise üretim planlama ve bu planlardan elde edilen sonuçların değerlendirilmesi ile mümkün. Japon Verimlilik Merkezi,”Doğru olan işleri, doğru biçimde ve ekonomik bir çalışma ile gerçekleşmeyi hedefleyen akılcı bir yaşam biçimi.” tanımıyla verimlilik kavramına felsefi olarak yaklaşmaktadır.
Büyüme ve gelişme çabaları sonucu giderek karmaşıklaşan bilgi akışlarının yönetimi, rekabetin zorlamaları, teknolojinin giderek sınırlarına dayanması iş dünyasını zorunlu olarak farklı çözüm arayışlarına yöneltmiştir. Üretim için ihtiyaç duyulan girdileri ve bunlardan elde edilen ürünlerini ölçmeyen ya da ölçemeyen işletmelerde üretim verimliliği hesaplarından söz edemeyiz.
Bu nedenledir ki şu söz çok yerindedir: “ Ölçmediğinizi iyileştiremezsiniz. Ölçmek bilmek, bilmek yönetmektir.”
Her işletme maliyetlerini düşürmek, piyasalarda tutunmak, rekabet şansını elinde bulundurmak ister. Bunun sadece hammadde-malzeme yada işçilik gibi girdileri ucuz elde etmekle veya daha ucuz makine kullanmakla olmayacağını vurgulamak istiyorum. Maliyetlerde ucuzlatmanın verimlilikten geçtiğini ve maliyet analizlerinin yapılması ile hangi süreçlerin iyileştirilmesinin gerekeceğine sağlıklı karar verilebileceğinden söz ediyorum.
İç içe girmiş “Verim” ile “Maliyet” kavramlarının birinde yapılan iyileştirme diğerini de iyileştirmektedir. Her iki kavram da girdiler ve çıktılara yani üretilen ürünlere ve bu üretim için harcanan işçilik, makine, enerji, zaman,sermaye gibi parametrelere bağımlıdır. Hepimiz biliyoruz ki zaman herkes için aynıdır, ölçülmesi kolaydır ve kıyaslamada en uygun ve en yaygın ölçü kriteridir.
Eğer bir işletme, birim işçi yada makine saat’teki üretimini hesaplar, bunu sektör değeri, yada kendi verileri ile kıyaslama yapıyorsa burada verimlilik analizleri yapılıyor demektir. Burada finansal değerlerden cok birim zamandaki çıktıların miktarları enflasyondan arındırılmış değerlerdir. İşgünü yada çalışma saati farklılıklarından gelecek miktar farklılıkları elimine edilmiş ve birim zamana indirgenmiş değerlerin kıyaslaması yapılmaktadır.
Verimliliği artırma ve maliyetleri düşürme çabaları, yönetici liderlerinin standardını yükseltmek ve bazı esasları saptamak bakımından önemlidir.
Verimlilik Analizleri ve Performans Değerlendirmesi, işletmelerin ayrıştırılmış maliyetlerini bilmelerini de gerekli kılıyor. Çünkü yapılan ölçme ve analizlerin, yöneticiye olduğu kadar kuruma yansıyan sonuçları da olacaktır.
Verimlilik Analizleri :
Analiz, ayrıştırmak paçaları tek tek incelemek olduğuna göre;
Verimlilik Analizleri ile üretim planlama raporları gibi nesnel ölçümlerden elde edilecek sonuçların karsılaştırması ve değerlendirilmesi, bir anlamda ürünün maliyetini oluşturan hammadde, malzeme, direkt-endirekt işçilikler, enerji gibi girdilerin paylarının ayrı ayrı hesaplanmasıdır. Buradan hangi giderlerin iyileştirilebileceği daha kolay görülür ve iyileştirme çabalarının sonuçlarının izlenebilirliğine imkan verir.
verimlilik ölçümlerinden sonra ayrıştırılmış maliyetlerin hesaplanması da son derece kolay ve sağlıklı olabilmektedir.
Verimlilik ölçümleri üçe ayrılıyor.
1-Kısmi verimlilik ,
2-Çok öğeli verimlilik,
3-Toplam verimlilik
Bunlardan en yaygın olanı kısmi verimlilik hesaplamasıdır.
1-Kısmi verimlilik: Üretilen çıktının
(Ürün), girdilerden sadece birine oranlanması ile bulunur. Şöyle ki; işletme, üretimini sadece işçilik saatine böler ve birim işçi saatinde üretilen çıktı bulunursa burada sadece işçilik verimi hesaplandığından kısmi verimlilik adını alır. Makine verimi, enerji verimi, hammadde yada malzeme verimi hesaplamaya dahil edilmediğinden ve tek bir girdiye göre hesaplandığından kısmi verimlilik olarak tanımlanmaktadır.
İşletmenin ürettiği ürün için harcadığı işçi saatini, makine saatini, kw saati hesaplamak ve ürettiği ürünü de ölçmekle bu girdiler için kısmi verimliliğin ayrı ayrı hesaplanması artık lise matematiğinden ibaret, kolay bir işlem olduğu söylenebilir. Gerek şart, bu girdileri kontrol ve kayıt altına almak ve ölçmek.
Bir işçi saatindeki üretim, bir makine saatteki üretim yada bir kw saatteki üretilen miktarlarının hesaplanması ve bunların sektörde kabul görmüş değerlerle karşılaştırması yönetim için önemli verilerdir. Sektör değeri yoksa, işletmenin kendi değerleri ile karşılaştırmak, işletmenin kendisini kendi verileri ile kıyaslaması demektir. Zaten verimliliğin başka bir tanımı da “ Bir işletmenin ne kadar iyi olduğunun genel ölçüsüdür” şeklinde yapılmaktadır. İşletmenin verimini kendi içinde karşılaştırmak kendisini sürekli kontrol etmek “ne kadar iyi” olduğunu görmek demektir.
2-Çok Öğeli Verimlilik : Çıktıların birden fazla girdi toplamına bölünmesi ile bulunan verimlilik hesabıdır ancak bu yöntem pek kullanılmamaktadır.
3-Toplam Verimlilik : Toplam çıktının girdilerin toplamına bölünmesi ile hesaplanan verimdir.
Bu hesaplamanın tüm işletmeler için kendi durumunu bilmesi adına gerekli olduğu söylenebilir, ancak kullanılması fazla yaygın değildir. Nedeni bu hesaplamaların güçlüğünden ve bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu konudaki güçlüklerin başında; çıktılardaki çeşitlilik ve farklılıkları olan işletmelerde ürünleri ortak ölçü altında toplamanın biraz hesaplamayı gerektirdiği ve zorlarına gittiğidir.
İkinci neden bu hesaplamanın sağlayacağı yararın farkında olmamaları ve bunun için herhangi harcamaya katlanmak istememeleridir.
Verimlilik analizi ve hesaplamasından amaç: iyileştirme çabalarının nerelerde yapılacağı yada hangi aktivitelerin iyileştirilmesi ile verimliliğin artacağını saptamak içindir.
İşletme yöneticileri maliyetlerini ayrıntılı olarak hesaplar ve bunları aylık olarak izlerse maliyetlerindeki değişimlerin nedenlerini de kolayca saptayabilirler. Buradan giderek hangi girdilerde iyileştirme yapabileceklerini de kolayca görebilirler.
KOBİ’lerde aldığım geri bildirimlerden, İşçi yada makine verimi gibi kısmi verimliliklerini hesapladıkları ancak Aylık işetme verimi ya da ortalama verimin hesaplamanın yaygın olmadığı yönündedir.
Ürün çeşitleri fazla ve bunları miktar olarak toplamakta güçlükleri olan işletmeler toplam verimlerini hesaplamakta doğal olarak güçlük yaşayacaktır. Zira elmalarla armutları toplamak gibi bir hataya düşmemek için bu farklı çıktıları tek cinse indirgeme yöntemlerini , eşdeğer ürün, ortak ölçü gibi kavramları kullanarak dönüşümü sağlamak gerekmektedir.
İşletmelerin “Kurumsal Performanslarını” belirleyen “Toplam verimliliğin” Ürün çeşitleri fazla da olsa üretimlerini tek cins altında toplayabilecek yöntemleri kullanması halinde “ortak ölçü” saptaması durumunda, işletmelerinin toplam verimini hesaplaması pek de zor değildir.
Bu sayede her ay işletmesinin aylık ortalama verimini, yani kurumsal Performansını bilen bir işveren yada yönetici önlem alır ve hedef belirler. Bu da önemli bir avantaj sayılır.
Üretim Kaynakları Yönetimi
İşletmelerin yapısına göre üretimi ve bunu ilgilendiren girdileri kontrol altına alacak ve sistemli takip edecek Üretim Planlama, işletmenin hemen hemen tüm departmanları ile yakın ilişkili ve bilgi alışverişinde bulunmayı zorunlu kılar. Planlama tekniklerinin öğrenilmesi ve başarı ile uygulanması, mühendislik , matematik, istatistik, işletmecilik ve yöneticilik bilgilerinin kazanılan tecrübelerin ışığında dikkatli bir sentezi ile gerçekleşebilir.
Siparişe dayalı üretim yapan işletmelerde planlama, standart ya da stoğa üretime göre daha zor ve önemlidir. Malzeme İhtiyaçlarının Planlanması (MRP) – Üretim Kaynaklarının Planlaması( MRP II) Sıfır stok ya da minimum stok ile Tam Zamanında Üretim (JIT) ve Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) yöntemlerinin her biri işletmelerin verimliliğini artırmaya yönelik bulunan çözümlerdir.
Teknoloji boyutundaki otomasyon çalışmalarının üretim tezgahlarından masaüstü ofis otomasyonuna kadar her alana girmesi yönetim boyutunda yeni stratejiler, kalite ve verimlilik çalışmalarını hızlandırmış çözüm arayışlarına
çok daha geniş boyutlar getirmiştir.
Kalite yönetimi, lojistik yönetimi, finans yönetimi, maliyet yönetimi, proje yönetimi insan kaynakları yönetimi bilgi yönetimi vb. birbirinden çok farklı disiplinlerden aynı anda yararlanmayı hedefleyen yöntemlerin temsilcisi olarak gündemde yerlerini almışlardır.
Atilla Filiz
http://www.atillafiliz.com
